Son cevaplanan konular kısmı geri geldi.

Köle Olmak İster Misiniz?

Kullanıcı avatarı
Jimmy McNulty
Mesajlar: 1919
Kayıt: 09 May 2013 17:49
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: The Berserker
Favori Anime: Beelzebub
Konum: Evdeki Çocuk Odası

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Jimmy McNulty » 18 Tem 2013 20:18

Yalnız arada İbrahim diye biri var kimse biplememiş arkadaşı haha :lol:

Ne oluyor beyler diyor adam cevap bile vermiyorsunuz :evil:

Konuya gelirsekte yasak elma her zaman daha tatlı gelir.Bİzim ülkemizde yaygın değil belki ama yabancı ülkelerde gençler yasak lan bu hüloğğğ diyip üniversite yıllarında ortalığın anasını satabiliyor.Blue Mountain State bunu güzel eleştiren bir dizi mesela(Tabi hiçbir üniversite o kadar abartı olamaz :woohoo: )Bana kalırsa bir insan hayatının ırzına geçmek istiyorsa geçsin beni ilgilendirmez.Yeter ki bana zarar vermesin.
Kendime gelirse vücuduma zarar verdiğim tek şey yılda 4-5 defa arkadaşlarla nargileye gitmek.Onada bu sene başladım :whistle:

Bu arada kölelikte iyidir fazla beyin kullanmak istemeyenlere ;)
En son Jimmy McNulty tarafından 18 Tem 2013 20:27 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
second gear yazdı: Dof,Bellamy,Trebol üçlüsüne Zoro ve Law beraber dalsaydı bu adamların hepsi şuan ölüydü.Zoro,Luffy gibi Bellamy'ye acımazdı keserdi.Trebol'u sayma,Dof'a tek kombo Zoro keser olayı bitirirdi.
Orda bir üstad vardı uzaklarda :evil:
Though you're a fool, I still love you,my son... Resim
► Spoiler Göster
► Spoiler Göster

Kullanıcı avatarı
hyperbooster
Kozmik Tanrı
Kozmik Tanrı
Mesajlar: 2419
Kayıt: 11 Haz 2013 23:59
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: 20th Century Boys,Vinland Saga
Favori Anime: Psycho-Pass
Konum: Babylon

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen hyperbooster » 18 Tem 2013 20:26

Kim köle olup özgürlüğünü kısıtlamak ister ki ama Erza'nın kölesi olabilirim. :whistle:
► Spoiler Göster
En son hyperbooster tarafından 18 Tem 2013 20:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
brsykt
Mesajlar: 564
Kayıt: 01 Ağu 2012 16:46
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Naruto,one piece
Favori Anime: Darker Than Black,One piece,Bleach,Death note

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen brsykt » 18 Tem 2013 20:31

Bu kölelik konusunda istesek de istemesek de belli bir kölelik kat sayımız var iddia ediyorum bu ülkenin en özgür adamı dağdaki çobandır.
Ancak parası nispeten daha fazla olan politikacılarsa tam bir köledir.
Sonuçta çobanın eşek sikmesi kısıtlı değildir ama bakanlarımız sadece 10 yaşındaki çocukları taciz ediyorlar adalet mi Allah aşkına?
En son Celebhol tarafından 20 Tem 2013 05:15 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Sebep: ...
Resim

Kullanıcı avatarı
Barbar
Feel The Wrath of Ytar
Feel The Wrath of Ytar
Mesajlar: 2367
Kayıt: 03 Haz 2010 16:59
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Bleach Beelzebub,Sun-Ken-Rock,Defense Devil,Veritas,Slam Dunk,GTO
Favori Anime: Bleach, Gintama, Fullmethal Alchemist, Slam Dunk, Great Teacher Onizuka, Hellsing. Blood Lad, Jojo's Bizarre Adventure.

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Barbar » 18 Tem 2013 21:30

hepimiz zaten şuanda modern köleleriz. bunu ister kabul edin ister etmeyin ama öyleyiz yapacak birşey yok.
Forumda geri gelmeyen tek şey bir kızın emekleridir.

Resim

Kullanıcı avatarı
Light of God
Mesajlar: 3503
Kayıt: 19 Ara 2012 15:59
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: One Piece, Naruto
Favori Anime: One Piece, Naruto, Death Note, Psyco Pass, Kuroko No Basket
Konum: Başkent

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Light of God » 18 Tem 2013 21:34

Uğurun açtığı konunun trollenmesi ne kadar da ironik. :whistle:

Her insan köledir. Kimi paraya kimi teknolojiye kimi de karşı cinse bu liste uzar gider.

Kullanıcı avatarı
brsykt
Mesajlar: 564
Kayıt: 01 Ağu 2012 16:46
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Naruto,one piece
Favori Anime: Darker Than Black,One piece,Bleach,Death note

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen brsykt » 18 Tem 2013 22:29

Kölelik devam ediyor sadece evrimleşti.
► Spoiler Göster
Şu noktada Dünya'da köleliliğin olmadığı hiç bir zaman yoktur sadece kafeslerimiz gittikçe genişliyor.
Toplumun var eden en önemli dinamik bağlılıktır zorunlu olarak bağlanmaya ise modern kölelik diyoruz.
Resim

Kullanıcı avatarı
muaet
Ta'Veren
Ta'Veren
Mesajlar: 3615
Kayıt: 16 Ağu 2011 07:43
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Vagabond, Berserk, Claymore, Slam Dunk, The Breaker, Noblesse, Tower of God, The Gamer, Gamaran, Berserk, Naruto, One Piece, Veritas.
Favori Anime: Code Geass, Shingeki no Kiyojin, Death Note, Steins Gate, Full Metal Alchemist Brotherhood, Hellsing Ultimate OVA.
Konum: Shayol Ghul

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen muaet » 18 Tem 2013 23:02

İbo da araya girmiş trolleş trollemiş çıkmış. Tam sığır amk :lol:
Resim

Söz sessizlikte,
ışık karanlıkta,
yaşam ölürken;
bomboş gökyüzünde
uçarken parlar atmaca.

Kullanıcı avatarı
Quasar
Mesajlar: 3523
Kayıt: 01 Eyl 2011 19:50
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Naruto
Favori Anime: Fullmetal Alchemist Brotherhood

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Quasar » 18 Tem 2013 23:12

He çok derinsiniz gardaşlar. Dağda çoban olmaya karar verdinizde biz mi tuttuk kolunuzdan. Yiyorsa dağlara taşlara vurun kendinizi.

Elbet birşeylere bağlıyız ama ortada kölelik kadar abartılacak birşey olduğunu düşünmüyorum.
Resim

Kullanıcı avatarı
Shipmaster
Mesajlar: 645
Kayıt: 16 Ağu 2010 14:41
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Berserk, Vagabond, 20th Century Boys, Shamo, Karate Shoukoushi Kohinata Minoru, Beelzebub, The Breaker, Veritas
Favori Anime: Death Note, Tengen Toppa Gurenn Lagann, Luluş reyes, Pokemon, Digimon
Konum: Defensive Tackle

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Shipmaster » 19 Tem 2013 01:08

Evet
Resim
► Spoiler Göster
[/align]
► Spoiler Göster
[/align]

Kullanıcı avatarı
Dr.M
Kalemşor
Kalemşor
Mesajlar: 2478
Kayıt: 22 Kas 2011 21:26
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: One Piece, Veritas, Gamaran, Hollyland,Liar Game,Bakuman, One Punch Man, Berserk, Toriko, Tower of God, City of the Darkness, Noblesse,
Favori Anime: Naruto, Bleach,Death Note, Hellsing, Samurai X, Hunter X Hunter, FullMetal Alchemist Brotherhood
Konum: Zonguldak

Re: Köle Olmak İster Misiniz?

Mesaj gönderen Dr.M » 19 Tem 2013 01:10

Bu konu hakkında güzel bir yazı, okumanızı tavsiye ederim....
Konu Dışı
Fark
Tarih: M.Ö. 340-310

Tieba gitgide daha da alışmaya başladı büyük çiftlikteki hayatına. Hem daha ağır işlerde çalışmışlığı da vardı, nane tarlasındaki bu işi o kadar da güç değildi. Üstelik nane kokularının arasında çalışmak bir nebze de olsa ona, kazma ve tırmık tutmaktan nasırlaşan avucunun ve geçen hafta yatırıldığı falaka yüzünden sızlayan ayak tabanlarının acısını unutturuyordu. Tieba hem vahşi görünümlü hem de güçlü bir adamdı, bıraksalar bir ayının bile anasını belleyebilecek kuvvetli kolları vardı. Üstelik zeki de sayılırdı.

Hasat dönemiydi, Tieba o gün yarım mina (yaklaşık 250 gram) kadar nane toplayabilmiş, üstüne de muhtemelen bir köpek sürüsü tarafından kırılan çiti onarabilmişti. Tieba ve arkadaşları günün sonunda başlarında bekleyen iki beyaz adama ellerindeki sepette ne kadar nane olduğunu gösteriyor ve böylece karınlarını doyuracak kadar yiyecek almaya hak kazanıyorlardı. Tieba sepetini gösterdi, beyaz adam onayladığını belirtme maksadıyla başını salladı. Tieba'nın hemen arkasında da her gün aynı barakada uyuduğu o komik suratlı kız vardı. Tieba bu zamana kadar ona adını bile sormamış, kim olduğuyla ilgilenme gereği duymamıştı. Kızın sepetinde nereden baksan beşte bir mina edecek kadar nane vardı, beyaz adam bunu beğenmedi ve Tieba'nın sepetini göstererek kıza "Aranızdaki fark ne? O bu kadar çalışırken sen ne yapıyordun?" diye bağırdı. Tieba ve arkadaşları, beyaz adamlardan ayrı bir yere sıçıyorlardı, zira onların bokundan gübre olarak faydalanılıyordu. Kimi zaman bu gübrelerden minik bir dağ olması bekleniyor, ancak o zaman kölelere kendi boklarını toplamaları söyleniyordu. Beyaz adam, komik suratlı kızı kolundan tuttu ve diğerlerine de kendisini takip etmelerini emretti. Adam, kızı kölelerin pislediği minik avluya götürdü ve kızın kafasını o boktan oluşan dağa batırarak küfürler yağdırdı. Tieba, kendisini şanslı hissediyordu, çünkü kendisi bu çiftlikte daha yeni olmasına rağmen ancak on vuruşluk bir falaka ile cezalandırılmıştı. Bu sırada muhtemelen kızın akrabası olan siyah bir adam, beyazlara yalvararak af diledi, ancak diğer beyaz adam onu da kafasından tutarak aynı pisliğin içine batırdı.

Tieba o gün ilk defa bir insanın ezilmesine, güçsüz gözükmesine ve dışlanmasına sebep olmuştu. Eğer o kadar nane toplamasaydı, belki de kızın durumu normal gözükecek ve cezalandırılmayacaktı. Kızın akrabası da sırf af dilediği için cezalandırılmayacaktı. Tieba o gün iki şeyi daha iyi anladı. Birincisi, eğer bu hayatta insan gibi yaşamak istiyorsa daha çok çalışmalı, beyaz adamın ondan istediklerini yerine getirmeliydi. İkincisi ise asla bir başkası için af dilememeli, onun hakkını savunmamalıydı.

Yirmi yıl kadar sonra Tieba, çalışkanlığı, azmi ve sessizliği ile kölelerin şefi hâline gelmişti. En kötü durumdaki beyazdan bile kötü durumdaydı, fakat o kölelerin en seçkiniydi. Artık tarlada ağır işlerde çalışmıyordu. Tembellik yapan, yeterince verimli çalışmayan köleleri azarlıyordu. Yanında beyaz bir adam varsa sık sık çaktırmadan beyaz adamın yüzüne bakıyor, onun nabzını kontrol ediyordu. Böylece eğer beyaz adamın yüzünü ekşittiği bir köle varsa hemen beyaz adama yaranmak için o köleyi azarlıyordu.

Hizmetinin yirminci yılında çiftliğin sahibi, Tieba'ya üstünde birkaç taş olan ve normal insanların giydiğine benzer bir giyecek armağan etti. Bu, bir köle için büyük bir onurdu. Tieba diğer kölelerin yanında asla giysisiyle övünmüyor, bunu sözleriyle dışa vurmuyordu, fakat övünmek ve gurur duymak bir insanın davranışlarına ne kadar yansırsa en az o kadar kasılıyordu. Tieba zeki bir adamdı, eğer kendisi giysisiyle övünür ve farklı olduğunu kendi ağzıyla söylerse biraz komik duruma düşebilirdi. Fakat o bunu söylemeden diğer köleler Tieba'nın ne kadar farklı olduğunu anlamalıydı.

Tieba artık çiftliğin büyük köşkünde kalıyordu. Soyluların lisanına da alışmıştı, fakat onlar gibi konuşmayı tam olarak beceremiyordu. Yine de Tieba, kölelerle konuştuğu zaman onlara caka satmak için bazen soylulardan duyduğu kelimeleri konuşmasının arasına serpiştiriyordu. Böylece Tieba, daha farklı biri olduğunu diğer kölelere çaktırmadan hissettirebiliyordu. Üstelik köleler bu dili kullanmıyordu bile fakat bunun bir önemi yoktu, zira bu şekilde farklılığını ispat edebiliyordu.

Yirmi yılda bu çiftliğe çok köle uğramış, yaklaşık üçte biri de ölmüştü. Bu kölelerin bir kısmı işkencelere dayanamadığından, bir kısmı açlıktan, bir kısmı da hastalıktan ölmüştü. Tieba, böylesi bir ortamda gerçekten çok şanslı ve çok farklıydı. Her gün yüzüne baktığı insanların büyük kısmı kendisinden çok daha kötü koşullarda yaşarken, kendisi nasıl da büyük bir nimete sahipti.

Kasabada Tieba'nın yaşadığı çiftlik gibi bir büyük çiftlik daha vardı ve bu kasabanın toplam nüfusu 300 kadardı. Çiftlik sahibi soylu ailelerin üye sayısı 17, bu soyluların yardımcısı beyaz adamların sayısı da 35 kadardı. Kasabanın geri kalan nüfusunu köleler oluşturuyordu.

Ve bu köleler, tek bir gün bile tükürüğüyle boğabilecekleri sahiplerine başkaldırmayı akıllarından geçirmediler. Aklından geçiren olduysa da tek bir gün, tek bir an bile buna yeltenmediler. Zira onların yiyecek bulmak, işkenceden kurtulmak ve hata yapmadan çalışabilmek gibi çok daha büyük dertleri vardı.

Tieba ise vahşi görünümlü, güçlü ve zeki bir adamdı.

Tarih: M.S. 2000-2030

Caner o gün sınıfta "Ders bitse de eve gidip yeni aldığım oyunu oynasam" diye düşünüyordu. Üstelik ders sosyal bilgilerdi ve bu ona çok sıkıcı geliyordu. Caner zeki bir çocuktu, yaşıtları sümüğünü koluna silerken, o daima göt cebinde bir paket peçete taşırdı. Görgülü, medeni bir çocuktu.

Caner düşünceler alemine dalmışken öğretmeninin bağırmasıyla yeniden dünyaya bağlandı. Öğretmen, sınıftaki çocuklardan birine çok konuştuğu için kızıyordu. Bu sırada Caner'in yanında oturan çocuk öğretmeninin sözünü kesti: "Öğretmenim, o konuşmuyordu valla". Öğretmen hem sözünün kesilmesine, hem de kendisinin yanlış kişiye kızarak hata yapmış olmasına sinirlendi. Ufacık bir velet kendisinin yanlış yaptığını söylüyordu, sinirini o çocuğa kızarak çıkardı: "Sen onun avukatı mısın? İkiniz de yarın sayfa 30'u defterinize yirmi kere yazacaksınız". "Ama öğretmenim...", "Sus, bir de cevap mı veriyorsun?"

Caner o gün iki şeyi çok iyi anladı. Birincisi, asla bir başkasının hakkını savunmamalı, etliye sütlüye karışmamalıydı. İkincisi ise, başındaki insanın ondan istediklerini kusursuzca yerine getirmeliydi.

Yıllar sonra Caner iyi bir üniversiteden mezun olup, ayda 2.700 lira maaşla bir plazada işe başladı. Fakat kısa sürede çalışkanlığı ve itaatkârlığı sayesinde terfi alarak maaşını üçe, hatta dörde katladı. Tabi bunda patronu ile olan sağlam ilişkisinin payı da büyüktü.

Şirket toplantılarında eğer birisi bir espri yaparsa, hemen patronunun suratına bakıyordu. Eğer patronu o şakaya gülüyorsa, o da gülüyordu. Ve eğer patronu o günkü sikimtırak meymenetsiz ruh hali yüzünden bu şakayı densizce buluyorsa, kendisi de arkadaşını uyarıyor veya ağzıyla "cık cık" yapıp başını "olmadı" dercesine yana doğru sallıyordu.

Caner gittikçe daha iyi kıyafetler ve daha lüks elektronik cihazlar alabilecek hâle geldi. Bu sırada otomobilini de yeniledi. Kendisi, içinde yaşadığı ülkenin insanlarının çok büyük kısmından daha üstün olanaklara sahipti, diğerlerinden daha farklıydı. Fakat bu üstünlüğünü asla kendisi dile getirmiyordu. Bunun yerine iş arkadaşlarıyla çok eğlendiğini belirten on çeşit mezeyle dolu rakı sofrası fotoğraflarını, Facebook adı verilen ve her insana nelere sahip olduğunu gösterebildiğin sanal ortamda yayınlıyordu. Böylece insanlara ne kadar farklı olduğunu ispat edebiliyordu. "IPhone'un yeni modelini çıktığı an rahatlıkla alabilirim" demiyordu, bu onu komik bir duruma sokardı ve Caner zeki bir adamdı. Bunun yerine esprili ama cefakar bir şekilde "IPhone 7 çıksa da şu külüstürden kurtulsak" diyerek gücünü belli ediyordu.

Caner artık çalıştığı şirket toplantılarında "Bu konudaki risk management'ınızı yetersiz buluyorum. Derhal bana son aldığınız mail'ı forward'layarak info'da bulunun" diyordu. Lisanı bir anda nasıl da değişivermişti. Çeşitli bilgisayar efektleriyle kendisini olduğundan daha yakışıklı gösteren fotoğraflarının altına "Die darling die" yazabiliyordu artık. Üstelik etrafındaki kimse bu dilde konuşmuyordu bile. Olsun, onun için önemli olan ne kadar farklı birisi olduğunu gösterebilmekti.

Caner zeki, modern ve medeni bir adamdı.

Her gün saat sabah 7'de kalkmak ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına patronunu daha çok zengin etmek için çalışmak zorunda olmasına rağmen artık kölelik diye bir şey yoktu. Dünya artık daha medeni bir yerdi. Sırf bir terfi alabilmek adına patronuna daha çok yaranmak zorunda olmasına ve kendisini diğer insanların büyük çoğunluğundan üstün görmesine rağmen sınıf farkı diye bir şey de yoktu. Dünya artık çağdaş bir yerdi. Kölelik, sınıf gibi çağdışı uygulamalara yer yoktu artık dünyada.

Caner gibi ve keyfi Caner kadar yerinde olmayan onun gibi milyonlarca insan vardı Caner'in yaşadığı yerde. Fakat bu insanlar bir gün bile tükürüğüyle boğabilecekleri ve sürekli çalışarak daha zengin etmekte oldukları sahiplerine başkaldırmayı akıllarından geçirmediler. Akıllarından geçirseler de bunun için asla bir şey yapmadılar. Zira onların telefon faturası ödemek, eskidiğine inandıkları malın yenisini almak ve diğerlerine ne kadar farklı olduklarını ispatlamak gibi daha önemli dertleri vardı.

Caner zeki, modern ve medeni bir adamdı.

En sevdiği tarihi kişi Spartacus, en sevdiği film ise Dövüş Kulübü'ydü.

Görünmez parmaklıkların var olmadığına inanıyordu.

Micheal Sikkofield
ÖLÜLERİN BEKÇİSİ 3. SEZONU OLAN KURDUN SAVAŞI BAŞLIYOR
GÜNCEL 10. BÖLÜM ÇIKTI [/i][/size] OKUMAK İSTEYENLER BURADAN[/size]

YENİ BAŞLAYANLAR! ÖYKÜNÜN İLK SEZONU İÇİN ÖLÜLERİN BEKÇİSİ ÖZGÜR BİR ADAM BAŞLIĞINA

İKİNCİ SEZONU İÇİN ÖLÜLERİN BEKÇİSİ KURDUN DOĞUMUNA BAKABİLİRSİNİZ.

Kilitli

“Felsefe” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir