Son cevaplanan konular kısmı geri geldi.

One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Moderatör: Todomeda

Kilitli
Kullanıcı avatarı
Dr.M
Kalemşor
Kalemşor
Mesajlar: 2478
Kayıt: 22 Kas 2011 21:26
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: One Piece, Veritas, Gamaran, Hollyland,Liar Game,Bakuman, One Punch Man, Berserk, Toriko, Tower of God, City of the Darkness, Noblesse,
Favori Anime: Naruto, Bleach,Death Note, Hellsing, Samurai X, Hunter X Hunter, FullMetal Alchemist Brotherhood
Konum: Zonguldak

One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Mesaj gönderen Dr.M » 30 Tem 2013 23:40

Arkadaşlar karakter kağıdı, sizin karakterlerinizin her özelliğinin bulundu, seviyesinden tipine resmine kadar her özelliğini yazdığınız yer olacaktır. Seviye atlamayı ve özelliklerin artışını ben editleryerek ekleteceğim..

Örnek Karakter:

Ad: Nickoy Waldemer, Irk: İnsan Saç Rengi: Sarı


Sınıf: Ozan / Swashbuckler Yaş: ?? Boy:1,86


Saç Stili: Dalgalı ve uzun Göz Rengi: Parlak açık mavi Ten Rengi: Buğday

Görünüş: Kahverengi bir pelerin giyiyor, giysileri genelde kahverengi yoğunlukta bu renkte uzun siperlikli bir şapkası var, gizlediği sekiz hançeri vardır ve hançer kullanmakta ustadır.

Fiziksel özellikler: Yüzü traşlı, biçimli yüz hatlarına sahip, yakışıklı

Ruhsal özellikleri: Umursamaz, hiç kimseyi hiçbir şeyi sadece bu dünyada olan bitenleri tamamıyla izlemek ister..

Sevdiği şeyler: Kadınlar, Kadınlar, viski, kadınlar, kadınlar, laf sokmak, gitari

Umursadığı şeyler: pek kalmadı, sadece şiirleri

Geçmişi: Nickoy babasını hiç tanımadı, çünkü babası bir şövalyeydi genç yaşında ölmüştü, annesi ise kız kardeşini doğururken öldü. Yaşlı dedesi onlara baktı, yıkık bir terk edilmiş kasabada sadece kız kardeşiyle büyüdü.

Dedesi ona hikayeler anlatırdı, zamanında güçlü bir savaşçı olan dedesinden savaş hikayelerini dinlerdi, Ozanlık hevesi daha küçükken, dedesi ona on yaşındayken ufak bir gitar amasıyla başladı. Ardından dört yabancı bulundukları yere gelerek dedesiyle konuştular, dedesi oradan ayrılmaya karar verdi giderlerkende aralarından en yaşlı olanı Nickoy'a kahverengi yeni şapkasını verdi.

Batıya gidip Delenor'a yerleştiler ama dedesi kıza zaman içinde öldü., Delenor'da yaşayabilmek için çetelere katıldılar, bu arada nickoy ozanlığına devam ediyordu, gerek ufak para kazanıyor çok altın atan müşterisini takip ederek evini soyuyordu. Kız kardeşi Maria güzelliğini kullanarak, paraları çalmaya başlayınca, Sarışın kardeşleri, muhafızlar her yerde aramaya başlamıştı.

Nickoy aranmaktan kurtulabilmek için Waldemer adını seçti, kız kardeşini de erkek gibi giydirerek bir süreliğine paralı askerlik yaptılar. En sonunda onu da bırakıp kuzeye bir şehire giderken bir soylu büyücü, Maria'ya aşık oldu. Adamdan Nickoy hoşlanmasa da Maria o adamı çok sevmişti. Brave denilen bu adamla kızkardeşi maria evlendiler, Nickoy evliliğin ertesi günü oradan ayrılıp, kendini vurdu yollara, bir sürü yerde gezip bir çok iş yaptı, arada kız kardeşini ziyarete gitti. Sendarlı büyücülerden olan bu adam genelde çok göreve çıkıyor, uzun süre eve gelmiyordu.

Bu adamı araştıran Nickoy onun, bir grup kahramandan biri olduğunu, yüksek casusuluk görevi içinde kötülüklerle savaşan Kara şahin olduğunu öğrendi. Bunu öğrendiği an kardeşine koşması bir oldu eğer kendisi gibi biri bunu öğreniyorsa, bu adamın düşmanları Maria'yı hemen öğrenip öldürtebilirdi.

Maria'ya gidip konuştu ama kızkardeşi bunu red etti. Daha yeni bebeği olmuştu, eşinden ayrılmak düşüneceği son şeydi. Çocuğun adına Helm Aquis koymuşlardı. Nickoy artık dayı olmuştu ama bu umrunda değildi. Geçmişten kalan gitarı, şapkası ve kızkardeşi vardı ve onları korumak istiyordu ama Maria onu dinlemedi, o eşi Brave Falcon'la olacaktı.

Nickoy, Falcon ile konuştu. Falcon ona "Eğer beni biliyorsan benimle çalış, Stihis'de şatomda yaşa Joe'nun hanında çal, geceleri hırsız avla hem Maria'nın yanında olursun hem de benim."

Nickoy bu durumu kabul etti. Düşmanları olan ülkede, Falcon bir Lorddu, Kıllı Joe onun kaçakcısıydı, Ziagull adı verilen adamda onun askeri gücü Nickoy ise hırsızı, düşman şehirde, bu dört kişi grup kurmuşlardı. Çok iyi para kazanıyor düşman ülkeyi dolandırıyorlardı. Fakat bir gün Nickoy şehire mal getirirken Acı haber duyuldu, Maria, öldürülmüştü hemde Falcon'un gözleri önünde ve o koca kahraman denilen falcon buna yapacak bir şey bulamamıştı. Nickoy bunu öğrenince delirdi, yapanları öldürecek güçte değildi ama Falcon'a söverek bastı gitti.

Gezerken, bir tüccarda büyülü bir yüzük, fark etti. Hapishane malları olduğu için ucuza kapattı Nickoy, Bu yüzüğü alarak hemen araştırmaya gitti. Bu yüzüğün iz yüzüğü olduğunu öğrenince sevinçten çılgına döndü. Bu dünyaya ilk ayakbasanların yüzüğüydü. İlkdoğanların dokuz yüzüğünü bulan ölümsüzlüğe açılacak kapıdan geçecektir. yazısını çok duymuştu. Maria'nın üzüntüsü içinde tazeyken bu uğraşla uğraştı. Yüzüğün bir tanesini cücelerin yüce rahibi Rubate Tanrıyumruğu'nun mezarını güç bela açarak içinden çıkartmıştı.

İki iz yüzüğü vardı, elinde dokuz tane yüzüğün ikisi ondaydı. Diğerlerini araştırırken, dört tanesinin, Falcon'da olduğnu öğrendi. Bu büyük bir rakamdı, ona gidip gitmemeyi çok düşündü ama en sonunda gitmeye karar verdi onla ortak olursa, bulacakları sadece iki tane olacaktı.

Falcon'un yanına gittiğinde Falcon ona soğuktu ama iz yüzükleri sayesinde tekrar ortak oldular, Joe'nun hanında toplanan grubuna artık gül tarikatı deniyordu. Diğer ikisini Gece elflerinin kralına büyük bir iyilik yaparak, elde ettiler. En sonunda boyut kapısı açıldığında bu dört adam ölümsüzdü artık Nickoyda öyle, yaşlılığa artık yenilmeyeceklerdi.

Artık Falcon'un başka hedefleri vardı dokuz iz yüzüğünü güçlü adamlara dağıttı, onlarla gül Tarikatını yükseltmeyi hedefliyordu. Nickoy'un en son yaptığı iş yeterince güçsüz gözüken iz yüzüğü sahibi Jedsun Rolwest'i öldürmekti. Ama Jedsun'un ona söyledikleri yüzünden, Jedsunu öldürüken içinde büyük bir pişmanlık duydu, ve ozanlığına tekrardan dönerek, Geçmiş kahramanların hikayelerini anlatmaya ve yazmaya başladı. Anlatmalıydı ki yaşananlardan ders alınabilsin. Nickoy şu sıralar Silvan'ın geçmişini yazmakla uğraşmaktadır....


Becerileri

Sınıf: Ozan Seviye 12/ Swashbuckler Seviye 5

-Uzak Mesafe Saldırılarına + 10 isabet verir
-Yakın Dövüş +2 isabet, +4 hasar verir
-Dayanıklılığa -1, Çevikliğe +4
-Uzak menzilli saldırılardan kaçma +8

Genel Yetenekler

Dinleme +7
Gözlem+9
Hırsızlık +12
diplomasi +5
akrobasi +8
İkna+10

Featler yada Perkler

Hızlı Silah çekme
Çift El silah kullanımı,
Dayanıklılık, +2 dayanıklılık verir
Sirk Cambazı +3 akrobasi verir
Hassas Denge: Aynı anda beş bıçağı parmak uçlarında kontrolünü sağlar
Güçlü saldırı: +2 hasar verir
Cleave: düşman öldürüğünde başka düşmana saldırma hakkı kazanır. Ama bu hak sadece bir keredir a ya vurdu öldü beye saldırabilir ama bye vurup ölürse cye saldıramaz.
Great Cleave: Düşmanını öldürdüğü sürece etrafındaki bütün adamlara saldıra bilir. a ya vurdu öldü beye saldıra bilir cye vurdu öldü diye saldırabilir

Eşyalar
İp, 8 tane uzun bıçak, 2 ince bıçak, 4 kol bıçağı, 2 sustalı bıçak, 5 fırlatmalık bıçak, su matarası, viski matarası, parşömen kağıt, Lavta...
ÖLÜLERİN BEKÇİSİ 3. SEZONU OLAN KURDUN SAVAŞI BAŞLIYOR
GÜNCEL 10. BÖLÜM ÇIKTI [/i][/size] OKUMAK İSTEYENLER BURADAN[/size]

YENİ BAŞLAYANLAR! ÖYKÜNÜN İLK SEZONU İÇİN ÖLÜLERİN BEKÇİSİ ÖZGÜR BİR ADAM BAŞLIĞINA

İKİNCİ SEZONU İÇİN ÖLÜLERİN BEKÇİSİ KURDUN DOĞUMUNA BAKABİLİRSİNİZ.

Kullanıcı avatarı
muaet
Ta'Veren
Ta'Veren
Mesajlar: 3615
Kayıt: 16 Ağu 2011 07:43
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Vagabond, Berserk, Claymore, Slam Dunk, The Breaker, Noblesse, Tower of God, The Gamer, Gamaran, Berserk, Naruto, One Piece, Veritas.
Favori Anime: Code Geass, Shingeki no Kiyojin, Death Note, Steins Gate, Full Metal Alchemist Brotherhood, Hellsing Ultimate OVA.
Konum: Shayol Ghul

Re: One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Mesaj gönderen muaet » 31 Tem 2013 02:01

Genel Özellikleri

Ad: Yalnız David

Irk: İnsan

Saç Rengi: Kırçıl (Karanlık sokaklarda çocuklar çabuk büyür.)

Sınıf: Nişancı

Yaş: 17

Boy: 1,81

Saç Stili: Yok. Her daim karmakarışık.

Göz Rengi: Gri-Mavimtırak

Ten Rengi: Güneşin getirisi bir esmerlik.

Görünüş: Asla üzerinden çıkarmadığı gri bir palto. Palto'nun üzeri yer yer yağ damlaları ile lekelenmiş. Saçında kirden artık griye dönüşmüş, beyaz üzerine lacivert benekli bir bant var ancak bu saçlarının karmaşıklığı arasında abes kaçmakta. Sıradan bir pantolon, sıradan bir gömlek, yırtık tabanlı pabuçlar ve yanında hiç ayırmadığı iki pistola sahip.

Fiziksel özellikler: Tıpkı saçları gibi karışık bir sakala sahip. Gözlerinin altları her daim mor. Yakışıklı olmasa da düzgün hatlara sahip, tabii bu hatları saç-sakal arasından seçebilirseniz.

Ruhsal özellikleri: Bencil. Ayrıca dikkat çekmekten hoşlanmaz. Somurtkan sayılabilir, çünkü hiç gülebildiği bir zaman oldu mu, bilmiyor.

Sevdiği şeyler: Yemek ve içki.

Umursadığı şeyler: Kafasını bedeninde tutabilmek. Silahları.

Geçmişi: Lvneel'in toz pembe duvarlarına aldanan insanlar çoktur. Dıştan bakıldığında şehir harika bir krallık kenti, Denizcilerin en sadık müttefikidir. Müthiş şekerlemeleri, mücevherat dükkanları ve kaliteli yiyecekleriyle North Blue'nun parmakla gösterilen şehirlerinin başında gelir. Ancak her şehirde olduğu gibi, bu şehrin de karanlık ara sokakları vardır. Yalnız David, işte bu sokaklardan birinde doğdu.

David'in hatırlayabildiği en eski anı, yaşlı bir adamın onu çürük bir elmayla beslemeye çalıştığına dair silik bir hatıra. Ondan sonrası tamamen karanlık bir yaşamın öyküsü. David gibi karanlıkta doğan çocukların karşılaştığı seçenekler kısıtlıdır. Hayatın için çalışırsın - ki kimse sana çalışacak bir iş vermez-, o yüzden hayatın için çalarsın ve / veya hayatın için öldürürsün.

Keşke David, tipik mutlu sonla biten hikayelerdeki gibi bu karanlık bataktan çekilip çıkarılmış, münzevi bir dervişten eğitim görmüş bir çocuk olsaydı. Ancak gerçek hayat hikayelerdeki gibi işlemez. O karanlık sokakların içinde çırak arayan münzevi dervişler değil, eğlence arayan yaşlı sübyancılar vardır. David gibi her çocuk, kendini korumaya başlayana kadar o adamlardan iyi birer "eğitim" alırlar.

Arkanı duvardan başkasına dönme, gözünü açık tut, çok derin uyuma.

Aslında David, karanlık sokaklardaki Davidlerden yalnızca bir tanesiydi. Lvneel'in karanlık sokaklarında doğanların arasında David çok yaygın bir isimdir. O çocuklara yabancı isimler verilir, çünkü onlar şehrin pembe duvarlarından yabancılaştırılmışlardır. Ve bu çirkin batakta sivrilebilen her çocuğa bir lakap verilir. Sıska David, Tıknaz David, Şişko David... Lakabınız takılırken genelde size sorulmaz. Fiziksel ya da ruhsal hangi özelliğiniz belirginse o sizin lakabınız olur.
Ancak David'in lakabı, ilginçtir ona kendi eliyle yapışmış kalmıştır. Sahip olduğu dilin yanlış anlamalara müsait olmasından ileri gelen bir lakap edinmiştir kendine.
"Adın ne?"
"David?"
"Lakabın yok mu?"
"Hayır, yalnız David."
David'in tek arkadaşı Louis, çelimsiz bir çocuktu. Saçına bağladığı, çalıntı olduğu kesin olan bir alın bandı vardı. Aslen kendisi David'in koruması altındaydı. David o sıralarda kendini dahi zor koruyor olsa da. Bir gün Louis acı bir şekilde öldürüldükten sonra -nasıl öldürüldüğüne dair çirkin detaylara girip tadınızı kaçırmayacağım-, David intikam ateşiyle tutuşmaya başladı. Satın aldığı ilk silah olan sustalıyı kaptığı gibi, Louis'i öldüren ve çocukluğunda sıkı bir eğitim almış olduğu Gaddar David'in canını aldı. Ancak intikam umduğu gibi değildi. Arkadaşı geri gelmiyordu, yaşadığı anılar silinmiyordu ya da geçmişindeki karanlık kaybolmuyordu. Ve içindeki o intikam ateşinin yerini yalnızca derin bir boşluk doldurmuştu.
O günden sonra David kendine bir ilke edindi:
"Asla seni intikama sevk edecek durumlarda bulunma. Kimseyle, öldüğünde üzülecek kadar yakın olma. Öldüğün zaman kendine üzülürsün."

Bundan gayri David lakabını bir başka açıdan değerlendirdi. Ve onun gerektirdiği gibi yaşamaya başladı. Tek başına.

Yalnız David, daha sonraları Gomorrah adı verilen bir yere rastladı. Bu yer ancak sivrilerek karanlığı delebilen insanların adım atabildiği bir kuruluştu. Ancak karanlık karanlıktır. İkisi arasında bir ayrım yapamazsınız. Fakat Gomorrah'ın karanlığı, David'in kaçmaya çalıştığı bir karanlık değil, onun büründüğü bir karanlıktı. Yaşamı boyunca çalıp çırptığı paralarla edindiği iki pistoluyla birlikte David, şu sıralar Gomorrah adına çalışmaktadır. Hayır, yaşamı için Gomorrah ile çalışmaktadır. Çünkü karanlıkta hep başkaları da vardır.

Ufak bir bilgi: Yalnız David, asla çalınmış veya kaybedilmiş bir silah kullanmaz. Başkalarının günahlarını taşıyor olan silahlardan kaçınır, çünkü kendi günahlarının zaten kaldıramayacağı kadar ağır olduğunu düşünmektedir.


Becerileri

Uzak Mesafe Savaşçısıdır, iki pistol kullanır. Ama dezavantajı yakın menzilde gücünün oldukça düşmesidir.

Nişancı Seviye 3

-Uzak Mesafe Saldırılarına + 3 isabet verir
-Yakın Dövüş -4 isabet, -2 hasar verir
-Dayanıklılığa -1, Çevikliğe +1
-Uzak menzilli saldırılardan kaçma +2

Genel Yetenekler

Dinleme +1
Gözlem+2

Feat

Power Shot: Artık vücttaki hasar verecek yerleri az çok biliyorsun, bu feat Hasara +1 getirir

Eşyalar
Orta boyda bir misina, 2 adet pistol, bir su matarası, Louis'den kalan alın bandı. -ki çoğu kez bunu tampon olarak da kullanmıştır-, çok ufak bir çakı.
Resim

Söz sessizlikte,
ışık karanlıkta,
yaşam ölürken;
bomboş gökyüzünde
uçarken parlar atmaca.

Hokage_Minato
Sarı Şimşek
Sarı Şimşek
Mesajlar: 3066
Kayıt: 18 Tem 2011 11:11
Cinsiyet: Erkek
Favori Manga: Naruto, Hunter x Hunter, One Piece, Shingeki no Kyojin, Sun Ken Rock
Favori Anime: Dragon Ball Z, Naruto, Shingeki no Kyojin, Hunter x Hunter
Konum: Adabazar
İletişim:

Re: One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Mesaj gönderen Hokage_Minato » 31 Tem 2013 15:13

Genel Özellikleri

Ad: Jack Stark

Irk: İnsan

Sınıf: Kılıç Ustası

Yaş: 18

Boy: 1,75

Görünüş: Uzun uzun betimleme yapmaktansa karakterimi yaptım. Ahada bu.

Resim

Ruhsal özellikleri: Uyuşuk. Pek fazla gülmez ama aslında sıcak kanlı biridir. Arkadaşları için kendisini feda edebilir. Fakat asıl amacını gerçekleştirmeden ölmeye niyeti yoktur.

Sevdiği şeyler: Uyku ve Yemek.

Umursadığı şeyler: Babasının mirası kılıç ve de ondan kalan intikam.

Geçmişi:

Jack Stark. John Stark'ın tek çocuğu. Annesi öldükten sonra babası Jack için herşeyi yapmaya and içmişti ve yapmıştı da. Küçük evlerinin bahçesinde babası ile kılıçlarla çalışmak en çok sevdiği şeydi Jack'in. Çünkü Jack babasının kılıç ustalığına hayrandı. Babasıyla çalışıp bir gün onun kadar güçlü olmak istiyordu.

Baba-oğul günlerini çalışarak güzel güzel geçiriyorlardı. Ta ki bir gün denizciler babasını tutuklamaya gelene kadar. Asılsız bir suçlamaydı bu Jack ' göre fakat denizciler, babasının eski bir korsan olduğunu söylediler. John Stark bunca zaman oğlundan bunu gizlemişti ama şimdi oğlunun zarar görmesi için onlarla birlikte gitmenin en doğrusu olduğunu düşündü. Kelepçelenip giderken Jack dayanamadı. Babasının öyle götürülmesine izin veremezdi. Kılıcı kaptığı gibi babasını götürenlere saldırmıştı. Fakat yaptığı onca çalışmaya rağmen daha gerçek kılıç ustası bile sayılmazdı. Saldırıyı gören denizciler Jack'i umursamadılar ve içlerinden biri tek bir yumrukla Jack'i yere sermişti. Jack'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu " Babamı kurtaracak kadar güçlü değilim" diyerek ağlıyordu. Önündeki denizci gülerek , " o zaman öl! " dedi ve kılıcını çekti. John bu durumu görünce denizcilerden kurtularak doğruca oğlunu öldürecek denizciye saldırmıştı. Fakat kılıcın inmesine engel olamamıştı. O kılıç darbesi Jack'i gözünden aşağıya doğru çizmişti fakat gözüne birşey olmamıştı. Jack kanlı gözüyle geriye doğru fırlamıştı. John öfkeden deliye dönmüştü bu durumu görünce. Jack' e dönerek " Kılıcımı al ve buradan kaç Jack. Hem de hemen!!" diye bağırmıştı. Jack ağlayarak başını salladı ve kılıcı almak için doğruca eve daldı. Babasının kılıcını alırken orda farkettiği küçük sandığı da yanına almıştı. Tekrar evden koşarak çıkarken son kez babasına baktı. Babası kanlar içinde yere düşerken göz göze geldiler. Bu Baba-oğulun son bakışmasıydı. Jack oradan babasının son miraslarını alarak kaçmıştı ve Lvneel' e gelmişti. İşte Jack'in hayatını değiştiren aklından çıkmayan tek olay bu olaydı.

Babasının sandığından bir çok şey çıkmıştı bunların içinde biraz da para vardı. Bu parayla küçük bir ev bulmuştu kendisine. Sandıktan çıkan resimlere baktığında babasının eskiden gerçekten de bir korsan olduğunu anlamıştı. Bir de başlık çıkmıştı. Babasının korsanken taktığı başlık. Jack bunu yüzüne yerleştirmişti. Artık hayatta sadece bir amacı vardı. O da babasının intikamını almak. Bunun için önce para kazanması gerekiyordu daha fazla güçlenmek için bu şarttı. Gece gündüz çalışarak günler geçti yıllar geçti. Artık intikamını başlatma zamanının geldiğini düşünüyordu.

Bunun için gideceği ilk yer Gomorrah adı verilen bir yerdi. Para kazanmak için verilecek her türlü göreve hazırdı. Gomorrah da barınmak hem ona güç katacaktı hem para kazandıracaktı hem de intikamını alması için bir başlangıç olacaktı.


Becerileri

Kılıç Ustası Seviye 2

Yakın Saldırı uzmanıdır, uzak saldırılardan az da olsa kaçabilir ama verdiğ hasar nispeten daha azdır.

Uzak Mesafe Saldırılarına -7
Yakın Dövüş: : +2 isabet +2 hasar verir.
Dayanıklıığa + 1 Çevikliğe -1
Uzak Mesafe Saldırılarından Kaçma +0

Genel Yetenekler
Ağırlık Taşıma +1
Fark etme+2

Feat

Endurance, Artık Ağır yaralanmalarda kendini daha iyi kontrol edebiliyor Artık isabet zarlarına -2 yerine - 1 gelecek.


Eşyalar
Babasından miras aldığı tek kılıç, çok az para, su matarası

Kullanıcı avatarı
hercaiebabil
SüperNova
SüperNova
Mesajlar: 2699
Kayıt: 02 Ağu 2011 08:54
Cinsiyet: Kadın
Favori Manga: Shingeki no Kyojin, Akame Ga Kiru, Pandora Hearts, Basara, 7 seeds, Fullmetal Alchemmist
Favori Anime: Fullmetal Alchemist, Shingeki no Kyojin

Re: One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Mesaj gönderen hercaiebabil » 31 Tem 2013 16:38

Ad: Ice Suzuki Irk: İnsan Saç Rengi: Kırmızı


Sınıf: Rotacı Yaş: 17 Boy:1,68


Saç Stili: Düz ve uzun Göz Rengi: Mor Ten Rengi: Buğday

Görünüş: Gri ağırlıklı giyiniyor. Kolları ve bacakları sargı bezi ile sarılı (Meyvesinden dolayı). Saçlarını 3 toka ile topluyor. Biri at kuyruğu, diğer ikisi perçemleri tutuyor. Gri bir atkısı var. Bu atkının bir parçası ile başını sarıyor. Atkıyı ileride sargı bezi yerine kullanmak için takıyor. Soluk pembe bir penye giyiyor. Koyu gri kot bir kısa pantolon giyiyor. Açık gri bir göbek çantası takıyor. Ama uzun yolculuklarla yanına aldığı bir de sırt çantası var.

Fiziksel özellikler: Kızıl saçlı, mor gözlü. Yanaklarının üzerinde çocukluğundan kalma çilleri var. Çatık kaşlı.

Resim

Ruhsal özellikleri: Çekingen. Aslında neşeli biriydi ama yaşadıklarından sonra bu yönünü göstermekten kaçınıyor. Sürekli ciddi ve şüpheci.

Sevdiği şeyler: Kediler, çikolata, haritalar, mitler, kitaplar.

Umursadığı şeyler: Hayalleri

Geçmişi: Neşeli bir çocuktu. Anne ve babası ile kendini bildi bileli denizlerde gezerdi. Çünkü anne-babası haritacıydılar. Ice ev diye hep gemileri bildi. Meraklı bir çocuk olduğu için anne-babasının eşyalarını sürekli kurcalar, onların taklidini yaparlardı. Bu yüzden rotalar, haritalar ve yönlerle ilgili bilgisi fazladır. Ancak sürekli gemide ve hareket halinde oldukları için Ice'ın hiç arkadaşı olmadı ve bu yüzden sürekli ağlardı. Babası onunla yakalama oyunu oynar, annesi ise saklambaç ile onun sıkıntısını gidermeye çalışırdı ama yeterli olmazdı tabi. Gerçi bu oyunlar sayesinde hızlı ve çevik olmayı ve ayrıntılara dikkat etmeyi öğrendi (Bir geminin ne kadar kuytu köşesi var tahmin bile edemezsiniz. :cheer: ).
Sonra bir gün Ice 10 yaşlarındayken, Lvneel'e geldiler. Ailesi, Ice’ı burada tanımadığı yaşlı bir kadına bırakarak ayrıldılar. Giderlerken babası Ice'a, bundan sonraki yolun çok zorlu olduğunu bu yüzden onu yanlarına alamayacakları ama çok kısa bir süre sonra döneceklerini söyledi ve annesi ekledi; "Biz gelene kadar uslu bir kız ol, tamam mı?". Bu Ice'nin anne-babasından duyduğu son sözlerdi. Ice çok yalvarmış olsa da ailesi onu yanlarına almadığı için günlerce ağladı. Ama sonunda sakinleşip, ailesini beklemeye başladı. Burada arkadaş edinebileceği için de heveslendi. Ama hiçbir şey hayal ettiği gibi gitmedi. Şehirdeki çocuklar onu yabancı buldukları için aralarına almadılar ve çok alay ettiler. Saç renginin fazla kırmızı olması, sürekli denizde olduğu için yüzünde oluşan çiller, ismi ve soy ismi arasındaki uyumsuzluk (Suzuki; Anka kuşu demek. Yanıp kül olan anka kuşu, ismi ise buz anlamına gelen Ice.). Bu yüzden Lvneel'den nefret eden Ice için çocukluğu, sürekli birileri ona sataştığı için çocukluğu kavgalar için çok zorlu geçti.
Yine kendisi ile alay edilen bir gün, ağlayarak koşmaya başladı ve kendini bilmeden tepenin üstüne kadar tırmandı. Sonra bir süre evvel duyduğu şey geldi aklına; "’Yalancı Norland’ın evi tepede, sakın oraya gitmeyin.”. Farkında olmadan Yalancı Norland'ın torunlarının oturduğu eve gelmişti. Ama çok yorulduğu ve aç olduğu için yere düştü, bu yüzden kaçamadı. Ev sakinleri onu buldular ve yemek verdiler. Onlarla konuşurken Montblanc Norland'ın gerçek hikayesini öğrenen Ice, altın şehrin hikayesine inanarak Montblanc Norland'a saygı duydu. Çünkü babası ona bir gün "Bu dünya çok geniş Ice. Geniş ve sürprizlerle dolu. Bu yüzden imkansız diye bir şey bulamazsın. Eğer her yeri gezersen." demişti. Bu yüzden Altın şehir efsanesi de mümkündü. Ayrıca Norland'ın yalan söylediği daha evvel görülmemişti. Ice anlamıştı; beceriksizler, yeterince bakamamışlardı.
O sırada 15 yaşında olan Ice artık anne-babasının dönmeyeceğini anladığından, Norland'ı idolü olarak benimsedi ve onun gibi kaşif olmaya karar verdi. Altın şehir gibi daha nice imkansız gözüyle bakılan yerleri bulmak istiyor, tüm dünyayı gezmeyi hedefliyordu. Bunun için gün gün çalışıyor, haritacılık hünerlerini geliştirmek için çalışmaya başladı. Bir silah kullanması gerektiğini anlayan Ice, mızraklara ilgi duyuyordu. Parası olmadığı için küçük bıçaklarla çalışmaya başladı. Her gün şehrin farklı yerlerine giderek şehrin haritasını yapmaya çalışıyor, bir yandan da kendine güzel bir mızrak alabilmek için para biriktiriyordu.
Ama her şey 16 yaşındayken alt üst oldu. Yaşlı kadın öldü ve o da kazayla çok tehlikeli bir örgüt olan Gamorrah'a ait çok değerli bir şey olan Garasu Garasu no mi meyvesini yedi. Bu meyve paramecia türü cam meyvesiydi. Örgüt Ice'ı meyveyi yediği için öldürmeye niyetlenseler de, meyveyi bir daha bulmanın çok zor olacağını bildiklerinden onu örgütte çalıştırmaya karar verdiler. Günlerce yapılan sorgu sonucunda Ice'ın rotacılık yeteneğinin gelişmiş olduğunu öğrendiler. Ancak Ice meyveye hakim olmaktan zorlandığından, örgüt Ice'a onu bir şartla affedeceklerini söyledi; Örgüt için bir şeytan meyvesi bulması karşılığında. O günden sonra Ice'ın hayatı örgütün onu gönderdiği gemilere rotacılık yapmakla geçti. Ama aradan geçen altı aya rağmen henüz bir meyve bulamadı. Üstelik meyvesini kontrol edemediği için de sürekli bir yerleri inciniyordu. Bu yüzden kendini insanlardan soyutlayarak kimseyle çatışmayacağı bir hayat yaşamaya başladı. Ama bu onu çok üzüyor.

Rotacı/ Seviye 1

Dövüşte daha çok zekasını kullanan, gemi rotacısı olan bu karakter, genellikle orta menzilde savaşır, kullandığı Silah mızraktır. Yara almamak için oldukça hızlı ve dikkatlidir.


Becerileri

Rotacı Seviye 2

Uzak Mesafe Saldırlarına -1
Yakın Dövüş: +2 İsabet -1 hasar
Dayanıklılığa: -2 Çevikliğe : + 2
Uzak Mesafe Saldırılarından kaçma +3

Genel Yetenekler

* Rotacı her Seviyede iki yetenek puanı verebilir
Araştırma: +3
Hırsızlık: +1
İkna: +1


Şeytan Meyvesi


Adı: Garasu Garasu No Mi ( Cam Cam Meyvesi) Paramecia Seviye 3

Özellikler,

- Vücut cam gibidir keskin ama kırılgan Dokunan kişi duruma göre sert bir hasar verse de sert de bir hasar alır Tabi çıplak elli bir vuruşta.

-Artık Vücuduna dokunanları kesip kesmeyeceğine kendi karar verebiliyor.

- Cam Pençesi: Tırnaklarını sivri keskin bir cama dönüştürür, camdan pençe darbeden sonra kırılabilir ama isteği zaman yenilebilir...

- Cam Bıçakları : Yumruklarının üzerinden jilet gibi keskin otuz beş santimlik bıçaklar çıkarabilir ve bunları ister fırlatabilir ister saplayabilir.

Featler yada Perkler

Escape Artist : Artık saldırılardan ve boğuşmalardan daha iyi kaçabiliyorsun boğuşmadan kaçmaya +1

Eşyalar
Bir defter (İçindeki ilk sayfalarda Lvneel'in haritaları var.), 2 kalem, 3 küçük kama, bir su matarası, bir pusula (anne-babasından kalma ama kimseye demiyor.), 25 beli.
"VAR OLMAK HAKTIR" [thumbnail]https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/ ... 3557_n.jpg[/thumbnail]

Bu resim bana işkence eden bütün öğrencilerime gelsin;
► Spoiler Göster

Acacia
Mesajlar: 3862
Kayıt: 12 Mar 2012 13:53
Cinsiyet: Erkek
Favori Anime: Cowboy Bebop

Re: One Piece Rpg:Şeytanı Aramak! Karakter Kağıdı

Mesaj gönderen Acacia » 31 Tem 2013 18:25

Karakter Özellikleri
Ad: Leon Ecloga
Irk: İnsan
Saç Rengi: Kumral
Sınıf: Keşiş

Yaş: 20
Saç Stili: Ortalama bir uzunlukta ve dalgalı
Göz Rengi: Ela
Ten Rengi: Buğday

Görünüş: Manastırdan ayrıldığı için üzerinden keşiş elbisesini çıkarmış. Hasır şapkasını hiçbir zaman başından eksik etmeyen, kahverengi bir gömlek üzerine renk tonajı gömlekle uyuşan bir hırka giyinmiş, pantolon rengi de hırka ve gömlekle uyuşan her daim elinde urbası ile gezen biri.

Fiziksel özellikler: Yüzü traşlı, biçimli yüz hatlarına sahip, yakışıklı

Ruhsal özellikleri: Umursamaz görünür ancak olayları uzaktan takip edip son müdahaleleri yapmayı seven, kendinden çok dostlarını düşünür ancak bunu dışarıya yansıtmaz

Sevdiği şeyler: Kitap okumak, meditasyon ve doğayı izlemek.


Geçmişi:

Tarihte birkaç asır geriye, 300 yıl öncesine gittiğimizde karakterimizin ailesi Samara Ülkesinin hükümranlığını sürüyordu. Güçlü ve çevresine adalet dağıtan bir krallıktı, bu yüzden her tarafta bu ülkedeki adaletten bahsedilirdi. Aradan yıllar, asırlar geçtikçe krallık zayıflamaya başlamış ve krallığın en güçsüz olduğu zamanı da son zamanlarda etrafta zulmü ve adaletsizliği ile ün salmış Mongol Kralı Aristefanos dönemine denk gelmişti. Sonunda Mongol krallığı ile Samara krallığı arasında savaş patlak vermiş ve Aristefanos, Samara Krallığına saldırmış ve Samara krallığının surlarına kadar gelmişti. Aristefanos'un ordusu, surlardan bakıldığında sonu görünmeyen ve saldırı kuleleri ile zayıflamış olan Samara Krallığına saldırıyordu. Kale düştü düşecekken Ecloga ailesinin üyeleri surlardaki gizli geçitten kaçmaya karar verdiler ancak Leon Ecloga'nı babası Olric sonuna kadar ülkesinin başında olmaya karar verdiği için kendisini kaçmaya ikna edemediler.

Ecloga ailesi üyeleri sarp ve kimsenin uğramadığı bir manastıra sığındılar. Bir süre sonra savaşın etkisi ortada kalktığında Ecloga aile üyeleri manastırdan ayrılmaya karar vermişlerdi ancak annesini doğum anında babasını da Mongol saldırısı sonucu kaybeden Leon Ecloga manastırda kalmaya devam etmişti.

Yıllar geçiyordu ve rahipler tarafından yetiştirilen Ecloga oldukça sıkı bir şekilde çalışıyordu. Bazen ortalıktan kaybolduğu anlar olurdu. Rahipler onu aramaya çıktıklarında yeşilliği ile göz kamaştıran ve gürül gürül şelalesiyle doğa harikası bir yerde bulurlardı. Rahipler, Ecloga’nın doğayı merakla incelediği ve bazı şeyleri sorguladığını farkettikten sonra Ecloga’yı manastır eğitimine almaya karar verdiler. Ecloga 8 yaşında Manastır eğitimine başlamıştı, çalışkan ama içine kapanık görünen bir kişiliğe sahipti.

Yıllar geçmiş Ecloga 16 yaşına gelmişti. Kendisini daha fazla okumaya ve meditasyona veriyordu ancak bir gün hayatında değişimin kapılarını açacak bir olaya denk gelmişti. Her zamanki gibi günlük uğraşlarını yerine getirmiş kalacağı yere geçerken manastıra sığınan bir şövalyenin Rahipler tarafından taşındığını farketmişti. Rahiplerin yaralıyı nereye götüreceklerini merak edip onları takip etmeye başlamıştı. Manastırda tıbbı bilimlerle uğraşan kişisi olan Helmet’in odasına getirmişlerdi, yaralı şövalye Elrohir’i. Uzaktan olanları izleyen Ecloga birkaç gün bu şekilde olanları takip ediyor ve şövalyeyi merak ediyordu.

Bir gün şövalyenin yanında kimse yokken Ecloga, Elrohir'in bulunduğu yere gizlice girmişti ancak durumu kritikti. Yavaş yavaş yanına yaklaşmaya çalışırken Elrohir bir anlık kendine gelmiş ve göz ucu ile Ecloga’yı süzmüştü. Ve “Çocuk sende kimsin?” şeklinde Ecloga’ya sormuştu. Ecloga bir anlığına şaşkınlık geçirse de “Ben burada yaşıyorum ve adım Leon Ecloga.” dedi. Ecloga’yı duyan Elrohir çok şaşırmıştı çünkü yıllar önce Zalim Aristefanos'tan kaçan bütün aile bireyleri de yakalanıp öldürülmüştü, Ecloga ailesinden birinin halen yaşadığını duyması kendisini şaşırtmıştı. Uzun uzun süzdükten sonra Ecloga’yı yanına çağırdı ve ne yaptığını ve buraya nasıl geldiğini sordu. Ancak bugüne kadar bu soruların cevabı Ecloga'ya farklı amlattıldığı için kendisini köylü ve tarımla uğraşan bir ailenin Mongol saldırısı sonrasında öldürülmesi ile Rahip Exel’in kendisini kurtarıp manastıra getirdiği şeklinde cevap vermişti. Bu açıklamaya şaşıran ve Ecloga'nın hiç birşeyden haberi olmadığını anlayan Elrohir etrafta herhangi bir rahibin olmadığını fırsat bilerek Samara krallığı ve olanlar hakkında her şeyi anlattı. Kendisinin de bir zamanlar ordu da komutan olduğunu anlattı. Bunları duyan Ecloga beyninden vurulmuşa dönmüştü. Sonrasında gelmekte olan rahiplerin ayak seslerini duyan Eclog, Elrohir’in yanından sorularını daha sonra sormak üzere ayrılmıştı. Ancak ertesi gün soru sorarım umudu ile aynı yere geldiğinde Elrohir’in öldüğünü öğrenmişti.

Duyduklarını uzun uzun düşünen ve ortalardan daha fazla kaybolmaya başlayan Ecloga sonunda karar vermişti ve halen hüküm sürmekte olan Mongol Kralı Aristefanostan intikamını alacaktı. Bu düşüncelerle kendisinden sorumlu rahip Exel’in yanına gelmiş, dövüş eğitimi almak istediğini söyleyince Rahip Exel şaşırmış ve neden bu şekilde bir karar aldığını sormuştu. Ancak Ecloga farklı olarak kendisine anlatılan ölen köylü ailesinin bulunduğu toprakları ziyaret edeceğini ve insanlara yardım etmek istediğini söylemişti. Her ne kadar Exel, Ecloga’yı düşündüğünden vazgeçirmeye çalışsa da bir türlü ikna edememişti. Sonunda manastırda bulunan eski şövalye Scolit’in yanına eğitim için göndermişti.

16 yaşında dövüş ve savunma eğitimini almaya başlayan Ecloga’da hocası Scolit tarafından acımasız bir eğitime tabi tutuluyordu. Yakın mesafe dövüşleri üzerine eğitim alan Ecloga, derslerinden arta kalan zamanlarda ortadan kayboluyor ve kimsenin olmadığı yerlerde eğitimini devam ettiriyordu. Bu süreçte de manastırdaki eğitimini aksatmıyor ve her gün rahiplerden ders alıyordu.

Yıllar geçtikçe Scolist, Ecloga’daki cevheri görmüş ve daha zor eğitimden geçiriyordu. Bir gün karşılıklı otururken bu şekilde sert bir eğitim almanın nedenini Ecloga’ya sordu. Exel’e verdiği cevabın aynısını Scolist’e de söylediğin Scolist Ecloga’nın yalan söylediğini ve gerçeği anlatmasını istemişti. Ecloga uzun uzun Elrohir’in anlattıklarını ve neden bu şekilde eğitim aldığını anlattı. Bunu duyan Scolist, şaşırmıştı. Samara Krallığının varisinin burada eğitim gördüğünü ve hala hayatta olduğuna inanamadı. Bundan sonra daha sıkı eğitim vermeye karar verdi.

Yıllar geçtikçe Ecloga daha da güçleniyordu. Scolist Ecloga’nın yeterince güçlendiğini söylediğinde Ecloga 20 yaşındaydı. Ecloga ustasından izin istedikten sonra Exel’in aynına gelip artık ayrılma vaktinin geldiğini söyledi. Her ne kadar Exel, Ecloga’yı ikna etmeye çalışsa da Ecloga’nın ne kadar kararlı olduğunu görmüştü ve zorunlu olarak Ecloga’ya izin verdi.

Manastırdan ayrılan Ecloga’nın intikama giden yolda uğrayacağı ilk yer Gommorah’tı ve oraya doğru yol almaya başladı.

Becerileri:

Keşiş/ Seviye 3

Yumruklarını bir silah gibi kullanan küçüklükten manastırda eğitilmiş bir keşiştir. Yakın saldırı uzmanıdır, uzak mesafelerde kendini savunamaz. Ama verdiği Hasar güçlüdür, ve ezme tiplidir.

-Uzak Mesafe Saldırılarına -7 isabet verir
Yakın dövüş: +2 isabet +2 hasar verir
Dayanıklılığa +0 Çevikliğe +0
Uzak Mesafe Saldırılarından kaçma -2

Genel Özellikler
Yalanı sezme: +1
Akrobasi: +2

Feat yada Perkler

Power Attack: Artık yumrukların çok güçlü Hasara +1 ekler

Eşyalar: Manastırdan getirdiği kitap, urba ve içinde yedek elbise ve su matarası, az para, ailesinden yadigar bir hançer.

Kilitli

“One Piece” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir